FAKTORİNG ŞİRKETLERİ NE YAPAR ?


Faktoring şirketleri 1983 yılında yürürlüğe giren Ödünç Para Verme İşleri Hakkındaki 90 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameye istinaden çıkartılan Yönetmelik esaslarına göre faaliyet göstermektedirler.

Faktoring; Bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelere dayanan alacakların, temlik yolu ile bir faktoring kuruluşuna devredilmesi sonucu, aşağıdaki işlevlerin en az birini içeren, finansal bir yöntemdir.

 -  İş Görme Alacak hesaplarının ve kayıtlarının tutulması ve tahsilatının takibidir.
- Finansman Müşteri tarafından temlik edilen alacakların vadesi beklenmeden, müşterinin ihtiyacına göre, faktoring  sözleşmesi hükümleri çerçevesinde faktor tarafından ön ödeme yapılmasıdır. 
- Garanti Garanti  Faktoring  sözleşmesi hükümleri çerçevesinde borçlunun  ödememe  riskinin faktor  tarafından üstlenilmesi halidir.

 Faktoring şirketleri yurtiçinde gerçekleştirilen mal ve hizmet satışlarından doğmuş alacaklar karşılığında finansman imkanı sağladığı gibi, ihracattan doğmuş alacaklar karşılığında da finansman sağlamaktadırlar. İhracattan doğmuş alacakların garanti edilmesi yani vadesinde ihracatçıya ödenmesine ilişkin garanti de yine faktoring şirketlerinin sağlamış olduğu önemli hizmetler arasında yer almaktadır.Bu bağlamda Ülkemiz ihracatının yaklaşık % 4’ü faktoring şirketlerince finanse edilmektedir.

Faktoringin yukarıda da belirtildiği üzere yurtiçi ve yurt dışı  ayrımları yanında bazı çeşitleri de vardır. Bunları şöyle özetleyebiliriz.

• Dönülebilir Faktoring : Malı veya hizmeti alan tarafın borcu ödemediği durumda borcun, satıcının yani alacağını devreden taraftan tahsil edilebilmesine imkan veren faktoring işlemi,

• Dönülemez Faktoring : Malı veya hizmeti alan tarafın borcu ödemediği durumda, borcun tahsili için artık satıcıya yani alacağını devreden tarafa başvurma hakkının olmadığı faktoring işlemi,

• Bildirimli Faktoring : Alacağın faktoring şirketi tarafından devralındığının borçlu yani mal veya hizmeti alan tarafa bildirildiği faktoring işlemi,

• Bildirimsiz Faktoring : Alacağın faktoring şirketi tarafından devralındığının borçlu yani mal veya hizmeti alan tarafa bildirilmediği faktoring işlemi,

Peki Faktoring Neden Önemlidir?
Bu soruya şöyle cevap verebiliriz

- Ticaretin finansmanına destek sağlar.
       -Düzenli nakit akışı sağlar.
       -Kredi değerliliği artar. 
       -Aşırı kaynak kullanımını engeller.
       -Rekabet gücünü arttırır, yeni pazarlara girme olanağı yaratır.
       -Zaman ve gider tasarrufu sağlar.

- Faturaya dayalı alacakların devralınması sözkonusu olduğu için  Ekonominin kayıt içine alınmasını teşvik eder.

- KOBİ’ler açısından çok cazip bir finansal üründür.
 
       -Bankalar, kredi verecekleri işletmelerin güçlü bir bilanço ve yeterli teminata sahip olmasını isterler. Ancak FAKTORİNG, ticari alacakların temliği karşılığı, finansman kolaylığı sağladığı için küçük ve orta boy işletmelerin nakit yönetimi için  başvurabilecekleri en önemli kaynaktır.

- İhracata çok yönlü destek sağlar.
       -Dış pazarları yeterince tanıma olanağı bulunmayan orta ve küçük ölçekli işletmelerin ihracata yönelmesine imkan yaratır.
       -Firma üretimine odaklanır ve müşterisini bularak malını sevkeder. Ondan sonra alacağın takip ve tahsili, firmanın isteğine bağlı olarak ihracat yaptığı döviz cinsi ile ön ödeme ve ithalatçının aczi durumunda ise ödeme garantisi hizmetleri kendi  ülkesindeki faktoring şirket tarafından verilir. 
       -Yurtdışı faktoring genel olarak, tahsilat hizmeti, finansman ve garanti işlevlerinin tümünü kapsamaktadır.

Reel sektör için bu kadar önemli bir işlev üstlenen faktoring sektörünün çözüme kavuşturulamamış bir çok sorunu da bulunmaktadır. Bu sorunların başında şüphesiz ki sektörün yanlış tanınması ve tanıtılması gelmektedir.

Faktoring şirketlerine daha çok, mal ve hizmet satışlarından doğmuş ve doğacak olan çek ve senetler karşılığında işlem yapıyor olmaları nedeniyle  “tefecilik” veya daha yaygın bir nitelendirme ile    “çağdaş tefeciler” yakıştırmaları yapılmaktadır.

Tabiî ki bu yakıştırmalar gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Tefecilik; Kamu tarafından verilmiş herhangi bir izin belgesi olmadan ve doğaldır ki fatura şartı aramadan yasadışı olarak borç verme işlemleri ile iştigal eden kişilere verilen bir sıfattır.

Öte yandan yukarıda da değinildiği üzere faktoring işlemlerinde çek veya senet asli unsur değildir. Faktoring işlemlerinde asıl olan, gerçek bir ticari işlemin varlığı ve bu işlemin de mutlak surette faturaya bağlı olması şartıdır.

Ülkemizde diğer birçok ülkede olduğu gibi faturalara kambiyo senetlerinin sahip olduğu takip hukukuna ilişkin üstünlükler verilmediği için alacağın garanti altına alınabilmesi amacı ile çek alınması yoluna gidilmektedir. Yani çek almadan ve sadece faturaların temlik alınması kaydı ile faktoring yapmak elbetteki mümkündür.

Faktoring hakkında oluşan bu yanlış kanıda faktoring sektörünün kendini iyi tanıtamamış olmasının ve yanlış çalışan bazı faktoring şirketlerinin elbetteki payı vardır. Ancak sektöre ilişkin düzenlemelerin ve denetimlerin gerekli etkinlikte yapılamamış olması nedeniyle Kamunun da önemli bir payının olduğunu gözden uzak tutmamak gerekmektedir.

Faktoring şirketlerinin, gerek son yıllarda reel sektörün artan finansman ihtiyacının karşılanmasında ve gerekse ekonominin kayıt altına alınmasında son derece önemli işlevleri vardır.

2001 yılında başlayan ekonomik kriz ve sonrasında yaklaşık 22 bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi sonucu  reel sektörün yeterince finanse edilememesi üzerine faktoring şirketleri nasıl ekonominin kaynak ihtiyacını karşılamada adeta bir regülatör gibi çalışarak önemli bir işlev üstlenmiş ve birçok firmanın iflasını önlemişlerse, küresel krizin olanca hızıyla devam ettiği bu günlerde ortaya çıkan finansman sıkıntısının giderilmesinde de yine oldukça önemli bir görev ifa etmektedirler.

Faktoring şirketlerinin son verilere göre bir yıllık toplam işlem hacmi 30 milyar doları aşmış bulunmaktadır. Bir diğer ifade ile çoğunlukla bankalardan fonlanamayan veya maliyet ve prosedürlerin uzunluğu nedeniyle bankaları tercih etmeyen binlerce firmanın 30 milyar doları aşan bir kaynak ihtiyacı faktoring şirketleri tarafından karşılanmıştır.  Bu aynı zamanda bu büyüklükteki bir işlemin kayıt altına alınması demektir.

Faktoring sektörünün 2006 yılından itibaren Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)’nun gözetim ve denetimi altında bulunması, sektörün gelişmesine ve kendini daha iyi tanıtmasına önemli katkılar yapmaktadır. Faktoring şirketlerinin kuruluş ve çalışma esaslarının yeniden ve daha kapsamlı belirlenmesi amacı ile hazırlanan ve bugünlerde Meclis gündemine gelmesi beklenen Faktoring Kanun Taslağının yasallaşması ile birlikte bu sürecin daha da gelişeceği ve sektörün ekonomik kalkınmamıza ve dolayısıyla da istihdam artışına önemli destekler sağlayacağı düşünülmektedir.